Gebelikte Depresyon: Sıklık, Risk Faktörleri ve Tedavisi

Gebelikte Depresyon: Sıklık, Risk Faktörleri ve Tedavisi

Hamilelik genellikle bir kadının hayatında keyifli bir dönem olarak kabul edilir, ancak pek çok anne adayı bu dönemde korku, endişe, stres, üzüntü ve hatta depresyon gibi duygularla da karşılaşmaktadır. Depresyon, hamilelik de dahil olmak üzere her 4 kadından 1'ini hayatının bir noktasında etkileyen bir duygu durum bozukluğudur. Depresyonun hamilelik sırasında ortaya çıkması beklenmedik bir durum değildir. hatta yakın zamanda yapılan araştırmalar, hamile kadınların yaklaşık %10-16'sının depresyon belirtileri gösterdiğini göstermektedir.

Hamilelik döneminde depresyon hormonal bir dengesizlik olarak görülmesi nedeniyle sıklıkla teşhis edilememektedir. Bu hem bebek hem de anne için tehlike oluşturur.

Tespit ve tedavi gerektiren bir hastalık olan depresyonun hamilelik sürecinde anne ve bebeği olumsuz etkilemesini engellemek gerekmektedir. Bu içeriğimizde gebelikte depresyonun potansiyel sebeplerini ve tedavi yöntemlerini sizler için derledik.

Hamilelik Sırasında Depresyon Ne Kadar Yaygındır?

Gebelik, önemli biyolojik ve psikososyal değişimlerin yaşandığı, kaygı ve strese neden olabilecek faktörlerle karşılaşma olasılığının arttığı bir dönemdir. Halk arasında hamileliğin ruhsal bozukluklar açısından koruyucu bir dönem ya da genel olarak iyilik hali olduğu gibi bir inanış vardır. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar ışığında gebeliğin kadınlarda depresyon açısından yüksek riskli bir dönem olduğu ortaya çıkmıştır. 

Hamilelik ve doğumun neden olduğu hormonal ve psikososyal değişimleri herhangi bir yaşam olayıyla karşılaştırmak neredeyse imkansızdır. Depresyon, hamilelik sırasında yaşanan en yaygın ruhsal bozukluktur. Yoğunluk açısından kişiden kişiye değişebilen gebelik dönemindeki depresyon, doğal karşılanabilecek bir durumdur. Ancak bu depresyonun doğal karşılanabilir olması, anne ve bebeğin zarar görebileceği gerçeğini değiştirmez. Bu sebeple gebelik döneminde depresyon normal bir durum olarak yorumlanabilse de tedavi edilmelidir.

Araştırmalar, gebelikte depresyon ve depresif belirtilerin görülme sıklığının %5-51 arasında değiştiğini göstermektedir. Ne yazık ki hamilelik sırasındaki depresyon dönemin getirdiği pek çok değişiklikle beraber gözden kaçabilir. Anne adayının depresif bir ruh hali göstermesi hormonlara bağlanır ve depresyon, çoğu zaman fark edilemez. Hamileler uyku ve iştah bozuklukları, enerji kaybı ve isteksizlik gibi majör depresyonla örtüşen klinik semptomlar yaşayabilirler. Gebelikte sıklıkla görülen tıbbi durumların varlığı depresyon tanısını daha da karmaşık hale getirmektedir. Araştırmalarda, hamile kadınların %70 veya daha fazlasının depresif belirtiler gösterdiği ve %10-16'sının majör depresyonun tüm kriterlerini karşıladığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Ayrıca hamilelikte yaşanan depresyon, doğum sonrası depresif dönem yaşama ve mevcut psikiyatrik durumların daha da kötüleşme riskini %50-62 oranında artırmaktadır.Hamilelik Sırasında Depresyon Ne Kadar Yaygındır?

Hamilelikte Depresyon İçin Risk Faktörleri

Kadınlarda duygu durum bozuklukları erkeklere oranla iki kat fazla görülmektedir. Bu durum yaklaşık olarak ergenlik döneminden başlar ve menopoz sonrasında azalarak ilerler. Kadınlarda bu yüksek oranın sebepleri arasında genetik yatkınlık, fazla strese maruz kalma, hormonal dalgalanmalar, bunların hepsi veya bunların farklı kombinasyonlarının bulunması gösterilebilir. 

Gebelik dönemi depresyonu için risk faktörleri arasında alkol veya madde bağımlılığı, fiziksel veya ruhsal hastalıklar, gelir durumu ve sosyal düzey öne çıkar. Bu nedenler gebelikte depresyonun en belirgin sebepleri olarak gösterilmektedir. Ancak gebelerde depresyon oranlarını etkileyen pek çok farklı etken bulunmaktadır.

Gebelikte depresif belirtilerin görülmesi gebeliğin evresine göre değişebilmektedir. Araştırmalar anksiyete ve depresyonun ikinci üç aylık döneme kıyasla, birinci ve üçüncü üç aylık dönemde daha sık yaşandığını göstermektedir. Ayrıca yapılan gözlemlerde evlilik süresi arttıkça veya eğitim düzeyi düştükçe depresyonda artış olduğu kanıtlanmıştır. Evlilik içerisinde sorunları olan, eşten ayrı yaşayan veya boşanmış anne adaylarında depresyona daha fazla rastlanmaktadır. Ek olarak, araştırmalar şiddet geçmişi olan kadınların hamilelik depresyonu yaşama riskinin daha yüksek olduğunu da göstermiştir.

Beklenenden genç yaşta hamile kalmak veya istenmeyen bir hamilelik yaşamak da depresyon riskini artıran faktörlerdendir. Ayrıca yapılan araştırmalarda gelir düzeyi azaldıkça depresyon düzeylerinin de artma eğiliminde olduğu bulunmuştur. Anne adayının geçmişte yaşamış olabileceği düşük, kürtaj veya ölü doğum öyküsü de mevcut gebelikte depresyon oranını yükseltir. Yapılan araştırmalar, düşük veya ölü doğum yapmış kadınların % 36’sında ciddi depresif semptomlar belirlendiğini ve canlı doğum yapmış kadınlardan 3 kat daha fazla ciddi depresif semptomlar taşıdıkları belirlenmiştir.

Karamsar kişiliğe sahip veya özsaygı ile ilgili problemler yaşayan gebelerin hamilelikte depresif ruh hali sergilemesi olasılığı yüksektir. Aynı zamanda anksiyete veya geçmişi olan, geçmişinde büyük travmalar yaşamış ve sosyal çevresi tarafından az destek gören veya hiç görmeyen kadınlarda da depresyona yatkınlık mevcuttur.

Çok sayıda çalışma, geçmişteki psikiyatrik bozuklukların hamilelikte depresyonu tetikleyebildiğini göstermiştir. Daha önce hamilelikte depresyonla karşılaşılmışsa, daha sonraki hamileliklerde ve doğumlarda tekrarlama ihtimali %50 ila 60 arasındadır.

Hamilelik sırasında meydana gelen fizyolojik değişiklikler de depresyona sebep olabilir. Bu değişikliklerden biri de kilo alımıdır. Bu durum hamile kadınlarda neden olabileceği memnuniyetsizlik nedeniyle süreç içerisinde depresif belirtilere yol açabilir. Ayrıca doğum yapma korkusu da gebelikte depresyon sebepleri arasında gösterilebilir. Özellikle ilk kez ebeveyn olanların yaşadığı stres ile hamilelik depresyonunun gelişimi arasında güçlü bir ilişki mevcuttur.

Tüm bu dış faktörlerin yanında gebelik döneminde depresyon için risk faktörü oluşturabilecek bir durum da beslenmedir. Anne adayının diyetinin gerekli besin ögelerini kapsaması çok önemlidir. Özellikle B6 ve B12 vitaminleri; çinko ve magnezyum mineralleri yeterli miktarlarda tüketilmelidir. Bunların vücutta eksik kalması seratonin hormonu üzerinde olumsuz bir etki bırakarak depresyona sebep olabilir. Ayrıca Omega-3 yağ asidinin de seratonin salgısı üzerinde olumlu bir etkisi olduğu bilinmektedir. Bu nedenle Omega-3 eksikliğinden de kaçınılması gerekir.

Hamilelikte Depresyon Nedenleri

Hamilelik sırasındaki depresyon, ilişki sorunları, ailede ve kişisel depresyon geçmişi, kısırlık tedavisi, düşük yapmış olmak, stres, hamilelik sırasındaki terslikler ve travma veya istismar öyküsü tarafından tetiklenebilir.

Gebelikte ruh hali değişimleri yaygın bir durumdur. Bu duygusal değişiklikler, heyecan ve stres duygularının yanında zaman zaman hamilelik ve anneliğin çeşitli yönleriyle ilgili sürekli endişeleri de içerebilir. Anne adayının doğum sonrasında bebeğine yetememe ve onun ihtiyaçlarını karşılayamama gibi düşüncelere kapılmaları sıkça rastlanan bir haldir. Bu olumsuz düşüncelerin durdurulamaması hamilelikte depresyon nedenlerinde öne çıkmaktadır.

Düşüncelerdeki bu değişimlere stres, yorgunluk, metabolizmadaki sürekli değişimler ve östrojen ile progesteron hormonlarında artış gibi faktörler neden olabilir. Hormonal değişimler beyin içerisindeki hücrelerin iletişimini sağlayan aracılar görevini gören nörotransmiterleri etkiler. Bu kimyasal etkileşim duygu durumunu da etkiler. Duygusal değişimlerin en çok gözlemlendiği zamanlar, gebeliğin ilk ve üçüncü üç aylık dönemleridir.

Bazı duygu ve düşünceleri kontrol altına alamamak gebelikte depresyonun en büyük sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkar.Hamilelikte Depresyon Nedenleri

Hamilelik Depresyonunun Etkileri

Hamilelik dönemindeki depresyon, annenin ruhsal ve fiziksel rutinlerini bozarak sağlığı olumsuz etkileyebilir. Annenin refah düzeyinin depresyon sebebiyle düşmesi, bebeğin gelişimi üzerinde de olumsuz değişikliklere sebep olur.

Hamilelik Depresyonunun Anne Üzerindeki Etkileri

Gebelik hayatın en büyük hediyelerinden biri olsa da korkutucu bir dönem olabilir. Korkular ve endişeler, kontrol altına alınamazsa ilerleyen süreçte vücuttaki tüm değişimlerle beraber depresyonun sebebi olabilir. Depresyon, şiddetli hale geldiği durumlarda bedensel duyumlar olarak ortaya çıkabilecek yoğun olumsuz hisler yaratabilir. Genel olarak mutsuz, huzursuz, umutsuz ve üzgün hisseden bir anne adayının bedeni olumsuz etkilenir. Uyku ve mide problemleri yaşanabilir. Ayrıca depresyon yetersiz beslenmeye, yetersiz sıvı alımına, alkol tüketimine ve sigara kullanımına neden olabilir.

Hamilelik Depresyonunun Bebek Üzerindeki Etkileri

Depresyonun tedavi edilmemesi hem anne hem de bebek için risk oluşturur. Tedavi edilmezse erken doğum ve gelişimsel sorunlar olasılığı daha yüksek olabilir. Dahası, depresyonlu annelerden doğan bebeklerde sıklıkla yüksek düzeyde sinirlilik görülür. Araştırmalar hamilelikte yaşanan depresyonun bebeğin gelişimini olumsuz etkilediğini, hamilelik süresini kısalttığını ve düşük doğum ağırlığına yol açabileceğini göstermiştir. Sonuç olarak, hamilelik sırasında depresyonun derhal ele alınması bebeğin gelişimi ve sağlığı açısından hayati önem arz eder.

Gebelikte Depresyon Belirtileri

Gebeliğin ilk üç ayındaki depresyonun başlıca belirtileri arasında uyku ve iştah değişiklikleri, duygudurum değişiklikleri ve kaygı, aşırı yorgunluk, cinsel istek kaybı ve odaklanma güçlüğü yer alır. 

Üçüncü üç aylık dönemde kaygı, aşırı yorgunluk, uyku ve iştah bozukluklarının yanı sıra doğumla ilgili kaygılar da gözlemlenebilir. Bu depresyon belirtileri gebeliğin ikinci trimesterinde daha az görülür. 

Hamilelik sırasındaki depresyon sıklıkla duygulanım olarak da bilinen ruh halindeki değişikliklerle karakterize edilir. Duygudurum, bireyin daha uzun bir süre boyunca genel duygusal durumunu ifade ederken, duygulanım olaylara verilen anlık tepkilerle ilgilidir. Bu bilgiler doğrultusunda gebelikte depresif belirtilerin genel depresyon belirtilerinden farklılık göstermediği sonucuna varılabilir. Öte yandan depresyonu olan gebeler diğer depresyonlu bireylere göre bulantı, karın ağrısı, hızlı nefes alma, baş ağrısı gibi fiziksel rahatsızlıkları daha fazla yaşayabilir.Gebelikte Depresyon Belirtileri

Gebelikte Depresyon Teşhisi

Tıp alanındaki birçok hastalık gibi gebelikte depresyonun da erken teşhisi büyük önem taşımaktadır. Hamilelik depresyonunun erken bir aşamada tanımlanması, zihinsel refahın artmasına katkıda bulunabilir. Eğer hayattan sürekli olarak keyif alamadığınızı fark ederseniz veya en az iki hafta boyunca sürekli olarak mutsuzluk ve gerginlik hissi yaşıyorsanız, bir psikiyatrist veya klinik psikologdan yardım almanız tavsiye edilir. 

Uyku düzeninde, enerji seviyesinde, iştahta ve libidoda değişiklikler de dahil olmak üzere depresyon ve hamileliğin paylaştığı çok sayıda semptom vardır. Bu sebeple gebelikte depresyonun teşhis edilmesi zordur. Ne yazık ki, depresyonla ilgili yaygın olumsuz toplumsal algı nedeniyle hamile kadınlar, yaşadıkları ruh hali değişikliklerini sağlık uzmanlarına açıkça iletme konusunda tereddüt edebilirler. Bunun yanında hamilelik sırasında kadınlar genellikle fiziksel sağlıklarına zihinsel sağlıklarından daha fazla öncelik verirler. 

Gebelikte depresyon teşhisinin sağlıklı şekilde konulabilmesi için anne adaylarının doktorlarıyla açık şekilde konuşması gerekir. Duygu ve düşünceleri doğru tanımlayarak destek almak teşhis sürecini kolaylaştıracaktır.

Gebelikte Depresyon Tedavisi

Depresyonun üstesinden gelmek çoğu zaman başkalarının desteğini gerektirir ve aktif olarak yardım istemek hayati önem taşır. Eşinden, ailesinden ve arkadaşlarından sosyal destek almak, hamile kadınlar için önemli duygusal ve zihinsel avantajlar sağlayabilir. Bu destek onların sosyal karşılaşmaları etkili bir şekilde ele almalarına, stres ve kaygıyı yönetmelerine ve annelik rolüne uyum sağlamalarına yardımcı olur. Hamile bir kadının aldığı sosyal desteğin boyutu, hamilelik sırasında yaşadığı depresyon deneyimiyle güçlü bir şekilde bağlantılıdır.

Gebelikte depresyon tedavisi için sosyal çevrenin desteği kadar psikoterapi de önemlidir. Anne adayının uzman bir psikolog ile yapacağı görüşmeler düşünce ve duygularını kontrol almasını kolaylaştırarak daha huzurlu bir ruh haline bürünmesini sağlayacaktır.

Depresyon, gebelik esnasında anne ve bebeğe verebileceği zarar yüzünden tedavi edilmelidir. Gerekli tedavinin psikoloji alanında uzman bireyler tarafından yönetilmesi gerekir. Uygun görüldüğü takdirde antidepresan benzeri ilaçların kullanılmasında bir sakınca yoktur. 

Gebeliğin İlk Üç Ayında Tedavi

Her kadın farklı nedenlerle antidepresan kullanma durumunda olabilir. Bu ilaçları kullanılırken beklenmedik bir şekilde hamile kalmak da mümkündür. İlaç kullanılan dönemde hamile kalınması sonucunda en sık tercih edilen yöntem ilacın bırakılmasıdır. Ancak bu karar anne hayatının kendi kendine vereceği bir karar değildir. İlacın bırakılması veya azaltılması durumuna karar verecek kişi psikiyatristtir. Psikiyatrist, gebeliğin kesinleşmesi sonucunda depresyon hastalığının gidişatını dikkatli incelemeye alır. Yapılan gözlemler esnasında annenin depresyon atakları hafif halde seyrettiyse, ilacın kademeli olarak azaltılması genellikle tercih edilir. 

İlaç kullanımına devam etmenin gerekli bulunduğu durumlarda gebeliği etkilemeyecek ilaçlara geçiş de yapılabilir. Modern tıptaki gelişmeler sayesinde depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların bebeğin gelişimine etkisi minimuma indirilmiştir. 

Gebeliğin ilk üç ayında depresyonun tedavisine başlanması anne adayı için süreci oldukça rahatlatır. Psikoterapi bu noktada kesinlikle gözden geçirilmesi gereken bir seçenektir. Anne adayının karşısına gelen sorunlarla başa çıkmayı bir uzman yardımıyla çözmesi, gelişim aşamasındaki bebekte stres kaynaklı oluşabilecek sorunları azaltmayı sağlar. Ayrıca bu yöntem kadının gebelik sürecini rahatlatmakla kalmayarak hayat kalitesini de yükseltecektir. Hem hamilelik hem de doğum sonrası dönemde annenin psikolojik olarak rahat olması, bebeğin refahını yükseltir.

Gebelikte Depresyon Tedavisinde Kullanılan İlaçlar ve Yan Etkileri

Antidepresanların çeşitli kimyasal etkileri ve yan etkileri vardır. Uzmanlar, hamile kadınların veya hamilelik planlayanların, beyindeki serotonin düzeylerini yükselten Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI) olarak bilinen antidepresanları tercih etmelerini tavsiye ediyor. SSRI'lar dünya çapında en sık reçete edilen antidepresanlardır ve milyonlarca kadın tarafından kullanılmaktadır. Araştırmalar, diğer antidepresanlarla karşılaştırıldığında kadınlar için daha faydalı olduklarını göstermektedir. Bu nedenle birçok kadın hamileyken SSRI kullanmaya devam etmektedir.

Veriler, SSRI kullanan kadınların bebeklerinde doğum kusurları oranının, ilacı kullanmayan kadınlardaki yaklaşık %2-3 oranından yüksek olmadığını ortaya koyuyor. Bu nedenle şu anda SSRI'ların doğum kusurlarına neden olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur. Uzmanlar ayrıca serotonin dışındaki beyin kimyasallarını etkileyen başka bir antidepresan türü olan trisiklik antidepresanları da önermektedir. Trisiklik antidepresanlar 40 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır ve SSRI'lar gibi bunların hamilelik sırasındaki yaygın kullanımı doğum kusurlarıyla ilişkilendirilmemiştir. Diğer antidepresanların doğum kusurlarına yol açtığına dair bir kanıt olmasa da, hamilelik sırasında sınırlı kullanımları nedeniyle doktorlar bunları güvenli bulmamaktadır.

Gebelikte Depresyonda Psikoterapi Uygulaması

Psikoterapinin depresyondan muzdarip bireylerin tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmıştır. Gebelikte depresyonda psikoterapi uygulamasının başarısı da yapılan çalışmalarda gözlemlenmiştir. Psikoterapi uygulaması genellikle ikiye ayrılır: Kişilerarası ilişkiler terapisi ve bilişsel-davranışçı terapi.

Gebelikte kişilerarası ilişkiler terapisinin amacı, duygudurum bozukluklarının ilişkilere yükleyebileceği baskıyı hafifletmektir. Anne adayının çevresindeki bireylerle kurduğu iletişim ideal hale getirilmeye çalışılır. Gebelikte depresyonun sebebi veya şiddeti ne olursa olsun, çevreyle iletişimin iyileşmesi anneyi rahatlatır. 

Bilişsel-davranışçı terapi ise depresyonun ortaya çıkmasına sebep olan olumsuz düşünce ve inançları tanımlamaya ve değiştirmeye odaklanır. Anne adayı, kendini olumsuz ruh haline sürükleyen durumları engelleyebilmeyi öğrenir. 

Psikoterapi uygulamalarının kesin sonuç vermesi ilaç tedavisine göre daha uzun sürebilir. Ancak gebelik depresyonunda psikoterapi tedavisi etkisini hayat boyu sürdürür. Anne adayı kendisini ve çevresini daha iyi gözlemleyebilir hale gelir.Gebelikte Depresyon Tedavisi

Gebelikte Depresyonun Tedavi Etmenin Doğal Yolları

Gebelik depresyonunun tedavisinde ilaç kullanımının mümkün olmaması veya tercih edilmemesi olasılığı mevcuttur. Bu durumda anne adayı doğal yollarla depresyon tedavi yöntemlerine başvurabilir. 

D Vitamini Takviyesi

D vitamini eksikliğinin depresyonu tetikleyebileceğine dair birtakım kanıtlar mevcuttur.  D vitamini eksikliği genellikle, vücudunuza herhangi bir yolla yeterince D vitamini girmemesinden kaynaklanır. Ancak D vitamini eksikliğinin tek sebebi bu olmayabilir. D vitamininin vücutta aktif şekilde kullanılabilmesi için güneş ışığına ihtiyaç vardır. Vücuda alınan D vitamini miktarı yeterli olsa da güneş ışığına yeteri kadar maruz kalınmazsa da D vitamini eksikliği meydana gelir. Bu durumda doktorunuza takviye almayı deneyip deneyemeyeceğinizi danışmanız iyi olabilir.

Dışarıda yeterince zaman geçirmekte zorlanıyorsanız veya kapalı hava koşulları güneş ışığı almanızı zorlaştırıyorsa, bir takviye yararlı olacaktır.

Vitamin takviyeleri veya depresyonunuz için kullanacağınız doğal takviyeleri kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmayı da unutmamalısınız.

Maneviyat ve Meditasyon

Din, depresyonla mücadele eden birçok kişi için etkili bir destek kaynağı olabilmektedir. Meditasyon ve ibadet gibi basit günlük uygulamalar veya minnettar olduğunuz şeyleri bir liste haline getirmek ruh halinizi olumlu yönde etkileyebilir.

Çalışmalar ayrıca farklı meditasyonun depresyon tedavisinde de etkili olabileceğini göstermektedir.

Birçok farklı meditasyon türü vardır, ancak aşağıdaki adımlarla basit bir meditasyon egzersizi ile başlayabilirsiniz:

- Rahatça oturun.

- Gözlerinizi kapatın.

- Derin bir şekilde nefes alın.

- Nefes alırken bedeninizdeki akışa odaklanın.

- Başka şeyler düşünmeye başladığınızı fark ettiğinizde, dikkatinizi tekrar nefesinize yönlendirin.

Üç Adımda Gebelik Depresyonundan Korunma

Gebelikte depresyon riskini azaltmak amacıyla izlenebilecek çeşitli yollar mevcuttur. Gebelik depresyonundan korunmayı üç temel adım altında toplamak mümkündür.

Diyet

Gebenin diyetinde kafein, şeker, işlenmiş karbonhidratlar, yapay katkı maddeleri ve protein eksikliğinin yüksek miktarlarda bulunmaması gerekir. Beslenme düzeni bireyin genel refahı üzerinde zararlı etkilere sahip olabilir ve fiziksel ve zihinsel durumlarında bir düşüşe yol açabilir. 

Egzersiz

Spor yapmak, serotonin adı verilen özel bir hormonun yükselmesini sağlar. Serotonin, mutluluk hormonu olarak da bilinir. Vücuttaki seviyelerinin yükselmesi daha mutlu bir ruh hali sağlar. Vücudun aktif hareketlerde bulunması aynı zamanda kortizol düzeyini de düşürür. Kortizol hormonu vücudun stres tepkilerini düzenleyen hormondur. Sakin ruh halinin sağlanabilmesi kortizol seviyelerinin normal düzeylerde tutulması sayesinde mümkün olur.

Dinlenme

Yetersiz uyku, bireyin stresle etkili bir şekilde başa çıkma becerisini engelleyebilir. Tutarlı bir uyanma zamanı ayarlamanız tavsiye edilir. Gündüz şekerlemesinden kaçınmak gece boyunca daha kolay uykuya dalmayı kolaylaştırabilir.Üç Adımda Gebelik Depresyonundan Korunma

Hamilelikte Depresyon Hakkında Sık Sorulan Sorular

Gebelikte Depresyon Belirtileri Neler?

Uyku ve iştah değişiklikleri, duygu durum değişiklikleri ve kaygı, aşırı yorgunluk, cinsel istek kaybı ve odaklanma güçlüğü gebelikte depresyonun göstergelerinden olabilir.

Gebelikte Depresyon Bebeği Nasıl Etkiler?

Gebelikte depresyon bebeğin anne karnındaki gelişimini olumsuz etkiler.

Hamilelik Depresyonu Ne Zaman Başlar?

Araştırmalar anksiyete ve depresyonun ikinci üç aylık döneme kıyasla, birinci ve üçüncü üç aylık dönemde daha sık yaşandığını göstermektedir. 

Gebelikte İç Sıkıntısı Neden Olur?

Gebelikte yaşanan iç sıkıntısı ve ruhsal değişimler normal kabul edilir. Bu durumun ana sebebi ise hormonal değişimlerdir.